Avrupa’nın en büyük enerji tüketicileri, Ocak ve Şubat aylarında doğalgaz kullanımını çok yıllık zirvelere taşıyarak LNG ihracatçılarını umutlandırmıştı. Ancak Mart ayı itibarıyla tüketimde dramatik bir yavaşlama kaydedildi. Başlıca tüketici ülkelerdeki ortalama doğalgaz üretim seviyeleri, Şubat ayına oranla yaklaşık %33 oranında geriledi. Bu keskin düşüşte, 28 Şubat’ta patlak veren ABD-İran savaşı sonrası tırmanan fiyatlar ve Batı Avrupa’da etkili olan ılıman hava dalgası ana faktörler olarak öne çıkıyor.
Savaş ve sıcaklık kıskacında talep şoku
Bölgesel doğalgaz fiyatlarındaki artış, sanayici ve enerji üreticilerini maliyet korumalı bir "frene basma" stratejisine itti. Ortadoğu’daki çatışma ortamı tedarik zincirlerini tehdit ederken, Avrupa genelinde ısıtma ihtiyacının azalması yakıt kullanımını kısıtladı. Ember verileri, 2019-2025 döneminde kış aylarında 110 TWh olan aylık ortalama üretimin, bahar geçişiyle birlikte 87 TWh seviyelerine indiğini gösteriyor. Ancak bu yılki düşüşün hızı, küresel LNG yatırımcılarını milyarlarca dolarlık kapasite artışları konusunda endişelendiriyor.
Depolama alanlarında kritik eşik: %27
Avrupa’nın mevcut doğalgaz stokları, kapasitenin sadece %27’si seviyesinde seyrediyor. Bu oran, 2022 yılından bu yana görülen en düşük Mart ayı seviyesi olarak kayıtlara geçti. 2025 yılında dünyanın en büyük ikinci LNG ihracatçısı konumundaki Katar’ın, jeopolitik gerilimler nedeniyle sevkiyatları durdurması, kış öncesi stok yenileme operasyonlarını riske atıyor. Depolama operatörlerinin Kasım ayına kadar günlük yaklaşık 6,9 milyar metreküp (bcfd) gaz enjekte etmesi gerekiyor; bu da her gün iki büyük LNG tankerinin boşaltılmasına eşdeğer bir operasyon yükü anlamına geliyor.
Sanayi üretiminde yapısal daralma
Endüstriyel tarafta ise tablo daha karamsar bir görünüm sergiliyor. Rusya’nın 2022 hamlesinden bu yana toparlanamayan Avrupa sanayisi, Volkswagen örneğinde olduğu gibi işten çıkarmalar ve üretim kısıntılarıyla boğuşuyor. Enerji yoğun sektörlerin "bulduğunda yak, bulamadığında durdur" stratejisi, doğalgaz talebinin öngörülebilirliğini ortadan kaldırıyor. Avrupalı politika yapıcılar biyometan ve elektrik odaklı ısıtma sistemlerine geçişi hızlandırsa da, kısa vadede fosil yakıta olan bağımlılık ve fiyat oynaklığı temel belirleyici olmaya devam ediyor.




