HSBC ve Deutsche Bank, küresel riskli varlıklarda son yıllarda görülen güçlü dayanıklılığın yeni bir sınavla karşılaşabileceği görüşünde. HSBC yüksek kurumlar vergisi, özel sektör borçluluğu, hisse-tahvil ilişkisindeki değişim ve merkez bankası desteğinin çekilmesini risk olarak sıralarken Deutsche Bank, faiz piyasaları ile hisse ve kredi fiyatlaması arasındaki ayrışmaya dikkat çekiyor.
HSBC’nin 7 Eylül tarihli strateji notu, piyasaların enflasyon, tarifeler, jeopolitik gerilimler ve carry trade çözülmeleri gibi şoklara rağmen dirençli kaldığını belirtiyor. Banka bu görünümü, olumsuz gelişmelerin fiyatlamaya kalıcı biçimde yapışmamasını anlatmak için “Teflon” benzetmesiyle tanımlıyor.
HSBC dört kırılma kanalı sıraladı
HSBC’ye göre ABD’de şirket kazançları ile büyüme beklentilerinin aşılması, dayanıklılığın önemli dayanaklarından biri. Banka, bunun yalnız teknoloji ve yapay zeka şirketleriyle sınırlı olmadığını; hane halkı serveti ve nakit varlıkların da risk iştahını desteklediğini değerlendiriyor.
HSBC’nin risk senaryosunda daha yüksek kurumlar vergisi şirket kârlılığını baskılayabilir, özel sektör borçlanmasının yeniden hızlanması şoklara duyarlılığı artırabilir. Banka ayrıca enflasyon hedefe gerilerse hisse ve tahviller arasındaki geleneksel ters ilişkinin güçlenebileceğini, merkez bankası desteğinin geri çekilmesinin de piyasaları test edebileceğini belirtiyor.
HSBC’nin değerlendirmesinde ABD, küresel hisse ve kredi piyasalarındaki yüksek ağırlığı nedeniyle kırılma risklerinin merkezinde yer alıyor. Banka, finansal koşullar ile varlık fiyatları arasındaki güçlü bağ nedeniyle merkez bankalarının piyasa desteğini tamamen geri çektiği bir senaryonun özellikle ABD’de zor tasarlanabildiğini de not ediyor.
Deutsche Bank fiyatlama ayrışmasına odaklandı
Deutsche Bank’ın 7 Eylül tarihli “What Are the Biggest Market Dislocations?” raporu, mevcut piyasa dengesini sürdürülemez olarak nitelendiriyor. Rapora göre faiz piyasaları merkez bankalarının olası sıkılaşmasını yeterince fiyatlamazken, hisse ve kredi piyasaları artan enflasyon baskısının büyüme üzerindeki risklerini büyük ölçüde göz ardı ediyor.
Deutsche Bank’ın 7 Eylül raporu, enerji ve tarım emtialarındaki fiyat artışlarının stagflasyon riskini güçlendiren kanallardan biri olduğunu vurguluyor. Raporda ağustos ayında şeker fiyatlarının yüzde 21,5, buğdayın yüzde 18,3 ve mısırın yüzde 16,8 yükseldiği kaydediliyor.
Deutsche Bank’a göre bu ayrışmanın sürmesi, merkez bankalarının beklenenden daha şahin bir çizgiye geçmemesine ve ekonomik büyümenin yüksek faizlere rağmen güçlü kalmasına bağlı. Bu iki varsayımdan birinin bozulması, bankanın değerlendirmesine göre hisse ve kredi piyasalarında düzeltme riskini artırabilir.
Güncel piyasa zemini faiz riskini büyütüyor
Küresel piyasalarda bu uyarılar, enerji fiyatlarının yeniden enflasyon kaygılarını artırdığı ve büyük merkez bankalarının faiz patikasının yukarı yönlü yeniden fiyatlandığı bir döneme denk geliyor. İki banka farklı risk kanallarına odaklanıyor: HSBC dayanıklılığı bozabilecek yapısal unsurları, Deutsche Bank ise mevcut çapraz piyasa fiyatlamasındaki uyumsuzluğu öne çıkarıyor.





