ABD Merkez Bankası (Fed), Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısını 16-17 Haziran 2026'da düzenliyor; faiz kararı 17 Haziran Çarşamba günü Türkiye saatiyle 21.00'de açıklanacak. Toplantı, görevi mayıs ayında Jerome Powell'dan devralan yeni Fed Başkanı Kevin Warsh'ın yönettiği ilk toplantı olması nedeniyle yakından izleniyor. Borsa İstanbul ve döviz piyasasındaki yatırımcı içinse asıl mesele, faizin düzeyinden çok kararın liraya ve hisse senedi piyasasına hangi kanallardan yansıyacağı.
Fed kararı neden Borsa İstanbul'u ilgilendiriyor
Fed'in politika faizi, dünya genelinde sermaye akımlarının yönünü belirleyen temel çıpa konumunda. Şu anda yüzde 3,50-3,75 aralığında bulunan koridor, gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik iştahı doğrudan etkiliyor. Faizin yüksek ve uzun süre sabit kaldığı bir ABD, dolar cinsi getiriyi cazip kılarak Türkiye gibi ülkelerden sermaye çıkışını besleyebilir; net bir gevşeme sinyali ise ters yönde, riskli varlıklara dönüşü destekler.
CME FedWatch verilerine göre piyasa, bu toplantıda faizin değişmeden kalmasına neredeyse kesin gözüyle bakıyor.
Kur ve hisse senedinde beklenen tepki
Türkiye'de bir hafta vadeli repo faizi yüzde 37 ile yüksek seyrederken dolar/TL 46,28 dolayında bulunuyor. Fed'in beklendiği gibi faizi sabit tutması, kurda sert bir hareketten çok mevcut dengenin korunması anlamına gelir; bu durum, TCMB'nin sıkı duruşuyla desteklenen taşıma (carry) işlemlerinin cazibesini sürdürür. Beklenmedik şahin bir mesaj ise doları küresel ölçekte güçlendirerek lira üzerinde baskı oluşturabilir.
Borsa İstanbul tarafında BIST 100 endeksi 14.446 puan düzeyine kadar yükseldi. Hisse senedi piyasası ABD tahvil faizlerinin yönüne duyarlı: 10 yıllık ABD tahvilinin faizindeki gerileme gelişmekte olan piyasa hisselerine girişi kolaylaştırırken, yukarı yönlü bir sürpriz değerlemeler üzerinde baskı yaratır.
Fed faizi sabit bıraksa bile yatırımcının asıl tepkisini belirleyecek olan, karar metnindeki tek bir cümlenin tonu olabilir.
Asıl sinyal karar metninde
Warsh'ın ilk toplantısında piyasanın odağı, faiz oranından çok kullanılacak dil olacak. Yeni başkanın vaat ettiği daha sade Fed iletişimiyle yönlendirmeyi nasıl kuracağı, sermaye akımlarının önümüzdeki aylardaki seyrini etkileyebilir.
Geçtiğimiz günlerde duyurulan ABD-İran anlaşmasının ardından petrol fiyatlarının gerilemesi de denklemde. Brent petrol mart başından bu yana en düşük seviyeye inse de yıl başına göre hâlâ belirgin biçimde yüksek. Enerji kaynaklı maliyetlerin kalıcı olarak düşmesi halinde Fed'in ilerleyen dönemde gevşemeye alan bulabileceği konuşuluyor; ancak ABD'de enflasyonun yüzde 4,2 düzeyinde seyretmesi ve işgücü piyasasının güçlü kalması, bu senaryoyu şimdilik koşullu kılıyor.
Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz. Yatırım kararlarınızı kendi araştırmanıza ve uzman görüşüne dayandırınız.




