Ağustos 2026 itibarıyla varlık yönetim şirketlerinin takibindeki borçlu sayısı 4,2 milyon düzeyinde bulunuyor. Finansal Kurumlar Birliği’nin 6 Ağustos 2026 itibarıyla yayımlanmış en güncel sektör tablosu 31 Mart verilerini kapsıyor ve 4 milyon 245 bin 834 aktif müşteri kaydına karşılık 9 milyon 626 bin 853 aktif dosya bulunduğunu gösteriyor.
FKB’nin varlık yönetim raporları sayfasında 2026 yılı için henüz yalnızca birinci dönem verisi yer alıyor. Bu nedenle rakamlar Ağustos ayındaki anlık borçlu sayısını değil, kamuya açıklanmış son sektör fotoğrafını veriyor. Daha yeni ikinci çeyrek tablosu yayımlanana kadar sistemdeki takip yükünün ölçülebilen son seviyesi bu veri seti olacak.
Takipteki borçlu sayısı bir yılda 203 bin arttı
FKB’nin 31 Mart 2025 tarihli sektör tablosunda aktif müşteri sayısı 4 milyon 42 bin 253 düzeyindeydi. Bir yıllık artış 203 bin 581 kişi ve yüzde 5 olarak hesaplanıyor. Aynı dönemde toplam aktif dosya sayısının 9,6 milyonu aşması, borç yükünün yalnız müşteri sayısıyla ölçülemeyeceğini ortaya koyuyor. Sektör genelinde her aktif müşteri için ortalama 2,27 dosya izleniyor.
Aktif müşterilerin 3 milyon 720 bin 421’i bireysel, 525 bin 413’ü KOBİ ve ticari müşteri niteliğinde. Böylece takipteki müşteri kayıtlarının yüzde 87,6’sını bireysel borçlular oluşturuyor. Bu dağılım, varlık yönetim portföyünün yalnız şirket kredilerinden değil, geniş ölçüde tüketici kredileri, kredi kartları ve kredili mevduat hesaplarından beslenen bir hane halkı borç yükü taşıdığını gösteriyor.
Yönetilen borcun üçte ikisi bireysel portföylerde
Varlık yönetim şirketlerinin bankalardan kuruluşlarından bu yana devraldığı toplam anapara 216 milyar 968,3 milyon TL’ye ulaştı. Bunun 179 milyar 441 milyon TL’lik bölümü halen yönetilen portföyde bulunuyor. Yönetilen anaparanın yaklaşık 117 milyar 659 milyon TL’si bireysel ve diğer kredilerden, 61 milyar 783 milyon TL’si ticari kredilerden oluşuyor. Bireysel nitelikli borçların portföydeki payı yüzde 65,6 seviyesinde.
Bankacılık sistemindeki takipteki alacakların büyümesini ele alan sorunlu kredi artışı incelemesi, varlık yönetim şirketlerine devredilen dosyaların oluştuğu önceki aşamaya ilişkin tamamlayıcı bir tablo sunuyor. Bankalar açısından satış işlemi takipteki alacağı bilançodan çıkarırken, borçlu açısından yük ortadan kalkmıyor. Alacağın sahibi ve tahsilat sürecini yöneten kurum değişiyor.
37,5 milyar TL’nin tamamı tahsilat değil
Devralınan toplam anapara ile halen yönetilen anapara arasındaki fark 37 milyar 527,3 milyon TL. Ancak bu tutarın tamamını nakden tahsil edilmiş borç olarak değerlendirmek mümkün değil. Farkın içinde tahsil edilen, yapılandırmayla kapanan, başka portföye devredilen, kayıttan çıkarılan veya farklı muhasebe işlemleriyle sonlandırılan dosyalar birlikte yer alabilir. FKB tablosu bu hareketleri tek tek ayrıştırmadığı için yüzde 17,3’lük farkı doğrudan tahsilat oranı olarak sunmak veri kapsamını aşar.
Benzer biçimde, bankaların sorunlu kredi portföylerini varlık yönetim şirketlerine satmasının kâr üzerindeki etkisi her işlemde aynı değil. Satış bedeli, kredi için daha önce ayrılan karşılık, kayıttan düşme yöntemi ve ilgili dönemdeki muhasebe kayıtları sonucu belirliyor. Portföy satışları takipteki alacak stokunu ve bilanço riskini azaltabilse de serbest kalan karşılığın tamamının otomatik olarak dönem kârına yazıldığı yönündeki genelleme doğru bir muhasebe çerçevesi sunmuyor.
Ağustos itibarıyla öne çıkan bulgu, üç ay önceki raporun yayımlanmış olmasından çok, daha yeni sektör verisi beklenirken 4,2 milyon borçlu kaydı ile 179,4 milyar TL’lik portföyün sistemde izlenmeye devam etmesi. İkinci çeyrek raporu, sıkı finansal koşullar altında yeni borçlu girişinin ve portföy devirlerinin hızlanıp hızlanmadığını gösterecek bir sonraki kritik veri olacak.





