Ortadoğu'da 28 Şubat 2026'da başlayan askeri operasyonlar zinciri, siber ve hibrit savaş iddialarıyla yeni bir boyuta evrildi. İran Devrim Muhafızlarına bağlı Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari, bölgedeki gerilimi tırmandıran İHA saldırılarına ilişkin çarpıcı bir savunma yaptı. Zülfikari, Türkiye, Kuveyt ve Irak hava sahasını hedef alan ve İran’a atfedilen bazı saldırıların, aslında İran teknolojisini taklit eden sahte araçlarla gerçekleştirildiğini iddia etti.
Şahid-136 taklidi Lucas İHA iddiası
Tahran yönetiminden gelen açıklamaya göre; ABD ve İsrail güçleri, İran’ın operasyonel başarısıyla bilinen "Şahid-136" İHA’sını görsel ve teknik olarak kopyalayan "Lucas" isimli bir model geliştirdi. Bu araçların bölge ülkelerindeki hukuka aykırı hedeflere kasti saldırılar düzenlemek için kullanıldığı savunulurken, asıl amacın bölge ülkeleri ile İran arasında diplomatik ve askeri bir çatışma zemini hazırlamak olduğu öne sürüldü.
Türkiye hava sahasında NATO koruması
Geçtiğimiz günlerde Türkiye sınır hattına yönelen ve NATO hava savunma sistemleri tarafından başarıyla imha edilen balistik füze ve İHA hareketliliği, Ankara-Tahran hattındaki tansiyonu yükseltmişti. İran cephesi, bu füzelerin ve hava araçlarının kendilerine ait olmadığını, bir "manipülasyon senaryosu" çerçevesinde bölgeye sürüldüğünü savunuyor. NATO’nun bölgedeki radar izi verileri ise teknik inceleme altında tutulmaya devam ediyor.
Bölgesel kutuplaşma derinleşiyor
İran’ın bu "sahte bayrak" operasyonu suçlaması, özellikle 2026 yılı başından itibaren bölgede kurulan hassas dengeyi tehdit ediyor. Türkiye sınırındaki askeri tahkimat artırılırken, Tahran'ın "komşu ülkelerle karşı karşıya getirilme" tezi, bölgedeki jeopolitik belirsizliği körüklüyor. Bu durum, savunma harcamalarından enerji fiyatlamalarına kadar geniş bir alanda risk algısını yukarı çekiyor.





