Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Başkanı Fatih Birol, savaş öncesine göre yaklaşık iki katına çıkan dizel fiyatlarının çok kısa sürede tüm dünyada enflasyonu yukarı iteceğini söyledi. Birol, kritik minerallerde Çin'in elindeki kozu da Hürmüz Boğazı ile kıyasladı: "İran'ın elinde bir Hürmüz varsa Çin'in elinde 5 Hürmüz var."
Asıl sorun ham petrol değil, dizel
Birol, COP31 öncesinde düzenlenen "İklimin Ötesinde: Antalya'ya Doğru" buluşmasının açılışında konuştu. 28 Şubat'ta başlayan savaşın ardından küresel enerji piyasalarında yeni bir döneme girildiğini belirten Birol, petrol fiyatlarının 100 dolar civarında olduğunu, ancak belirleyici olanın ham petrolden çok rafine ürünlerin fiyatı olduğunu söyledi. "Özellikle dizel. Bunu çok duyacaksınız yakında" dedi.
Ulaştırma ve tarımda kullanılan dizelin fiyatının savaş öncesine kıyasla yaklaşık iki kat arttığına dikkat çeken Birol, "Muazzam bir artış var. Dizel fiyatları öyle ki çok kısa zamanda enflasyon rakamlarını bütün dünyada yukarıya doğru baskılayacak" ifadesini kullandı. Artışın arkasında yüksek ham petrol fiyatlarının yanı sıra Orta Doğu'daki bazı rafinerilerin savaşta hasar görmesi, bölgeden dizel ihracatının azalması ve Rusya'daki bazı rafinerilerin Ukrayna savaşı sırasında tahrip edilmesi bulunuyor. Birol, dünyanın dizel konusunda oldukça zorlu günler geçirdiğini söyledi.
Uyarı, verilerle aynı güne denk geldi. Euro Bölgesi'nde enflasyon eylülde enerji fiyatlarındaki yüzde 18,8'lik artışla yüzde 3,8'e yükseldi; İngiltere'de dizelin litresi ilk kez 2 sterlini aştı. UEA'nın koordine ettiği acil durum stok mekanizması da gündemde: Fransa 100 milyon varillik stok salımı önerdi, AB ise ajansın gerekli görmesi halinde kolektif harekete hazır olduğunu bildirdi.
Kritik minerallerde Çin kozu
Birol, Çin'in kritik mineraller alanında güçlü bir koza sahip olduğunu belirtti. Pekin'in nadir toprak elementleri ihracatını yarıya indirme kararı alması halinde Avrupa'daki ve dünyadaki tüm otomotiv sektörünün bir anda dalgalanmaya başlayacağını söyleyen Birol, bu minerallerin öneminin temiz enerji teknolojileriyle sınırlı olmadığını, savunma sanayisinden otomotive ve tıbba kadar geniş bir kullanım alanı bulunduğunu vurguladı.
Kıyaslama, tedarik güvenliği tartışmasını enerjinin ötesine taşıyor. Hürmüz Boğazı'nın kapanması petrol ve gaz akışını tek bir geçiş noktasında kesintiye uğrattı; kritik minerallerde ise işleme ve rafinasyon kapasitesinin tek bir ülkede yoğunlaşması benzer bir kırılganlık yaratıyor.
Krizin kalıcı etkisi: Yerli üretim ve elektrifikasyon
Birol'a göre mevcut krizin büyüklüğünü gösteren asıl gelişme, ülkelerin, şirketlerin ve tüketicilerin enerji politikalarında yaptığı değişiklikler. Ülkeler yeni enerji ortakları ve daha güvenilir tedarikçiler ararken yeni teknolojilere yöneliyor. 1973 ve 1979 petrol krizlerinin ardından nükleer enerjinin hızla geliştiğini ve otomotivde verimliliğin arttığını hatırlatan Birol, bugün ortak kaygının enerjiyi mümkün olduğunca yerli üretmek ve ekonomiyi elektrifikasyona yöneltmek olduğunu söyledi.
Birol, Antalya'da yapılacak COP31'den 150 ila 200 ülkenin elektrifikasyon hedefine imza atmasının yatırımcılara ve şirketlere güçlü bir sinyal vereceğini belirtti. Enerji güvenliği, maliyetler ve iklim hedeflerinin ilk kez aynı noktada buluştuğunu ifade etti.





