Washington bir yandan İran'la savaşı sona erdirecek diplomasiyi yürütürken, müttefiki İsrail'in aynı masadaki İranlı müzakerecileri öldürmeyi planladığından endişe etti. New York Times'ın perşembe günü yayımladığı ve muvazzaf ile eski ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre ABD, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'a yönelik olası suikast girişimleri konusunda Tahran'ı bölge ülkeleri aracılığıyla uyardı. Washington Post da kendi kaynaklarına dayanarak benzer bir tabloyu aktardı.
İddiaya göre ABD'li yetkililer, ateşkes sürecinde bu iki ismin öldürülmesinin masayı devireceğinden ve savaşı yeniden alevlendireceğinden çekindi. Bölgedeki jeopolitik gelişmeler, savaşın en yoğun döneminde İsrail'in her iki ismi de meşru hedef sayabileceğini gösterirken, 8 Nisan'daki ateşkesin ardından müzakereci konuma geçen Erakçi ve Kalibaf için tablo değişti.
Bu iddialar, resmi açıklamalardan değil, taraflara yakın kaynaklara dayanan iki büyük Amerikan gazetesinin haberlerinden geliyor. İsrail Büyükelçiliği konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçınırken, bir ABD'li yetkili gazeteye başkanın barış sürecinin işlemesini istediğini söyledi.
ABD ile İsrail'in hedefleri neden ayrıştı
İki ülkenin savaşın başında paylaştığı rejim değişikliği hedefi, ABD'li yetkililerin Tahran'daki siyasi ve askeri yapının ayakta kalacağı değerlendirmesiyle birlikte farklılaştı. Eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Aaron David Miller, iki müttefikin savaş hedeflerinin ayrıştığını, İsrail Başbakanı'nın ise ABD'nin yürütebileceği bir müzakere sürecini sekteye uğratmakta kararlı göründüğünü değerlendirdi.
Bu kişileri öldürürseniz, pragmatistleri de ortadan kaldırmış olursunuz.
Adı açıklanmayan ABD'li yetkiliİddiaya göre İsrail, savaşın erken döneminde İran'ın üst düzey ulusal güvenlik yetkilisi Ali Laricani gibi Washington'un müzakerede işine yarayabileceğini umduğu isimleri de hedef aldı. Laricani'nin mart ayında öldürülmesi, iki müttefik arasındaki görüş ayrılığını daha da derinleştirdi.
Bahar aylarında yaşananlar
Kamuya yansıyan bilgiler süreci şöyle özetliyor:
Kırılgan barış petrol piyasasında ne anlama geliyor
Bu revelasyon, ateşkesin ne kadar ince bir zemine oturduğunu hatırlatıyor ve bu kırılganlık doğrudan enerji fiyatlarına yansıyor. Savaş sırasında varili 120 doların üzerine çıkan Brent petrol, Hürmüz Boğazı'ndan geçişin yeniden açılması ve ABD ablukasının kalkmasıyla 2 Temmuz'da yaklaşık 72 dolara, şubat sonundan bu yana en düşük seviyeye geriledi. Uluslararası piyasa verilerine göre boğazdan günlük ham petrol akışı 10 milyon varili aştı. Ancak Tahran'ın boğaz üzerindeki idari kontrol ısrarı ve gerilimin yeniden tırmanma ihtimali, düşen fiyatların altındaki jeopolitik riski canlı tutuyor.
Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz. Yatırım kararlarınızı kendi araştırmanıza ve uzman görüşüne dayandırınız.




