ABD merkezli düşünce kuruluşu Jamestown Vakfı'nda yayımlanan bir analizde, Türkiye'nin Libya stratejisini genişlettiği, tek bir tarafı desteklemekten çıkarak ülkenin iki rakip güç merkeziyle de çalışan uzun vadeli bir güvenlik aktörüne dönüştüğü değerlendirmesi yapıldı. Analize göre Ankara, Libya ve Doğu Akdeniz'deki konumunu askeri iş birliği, deniz yetki alanı anlaşmaları ve ekonomik ilişkilerle pekiştiriyor.

9 Ekim 2026'da yayımlanan "Türkiye Expands its Security Strategy in Libya" başlıklı yazı Samuel Jones imzasını taşıyor. Jones'a göre mayıs sonunda Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı askeri eğitim tatbikatı, Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti'ne ve ülkenin doğusundaki Libya Ulusal Ordusu'na bağlı askerleri, 2011 sonrasındaki iç savaşın başlamasından bu yana ilk kez tek bir Libya bayrağı altında bir araya getirdi.

Yazar, Türkiye'nin 2019'da Halife Hafter'in Trablus'a yönelik saldırısının ardından yaptığı müdahalenin, Birleşmiş Milletler'in tanıdığı hükümetin çöküşünü önlediğini ve çatışmanın seyrini değiştirdiğini belirtti. Jones, bu müdahalenin zamanla kalıcı bir askeri varlığa dönüştüğünü, Türkiye'nin Misrata Limanı'nda deniz varlığı kurduğunu, Vatiya Hava Üssü'ndeki faaliyetlerini genişlettiğini ve Bayraktar TB2 insansız hava araçları ile hava savunma unsurları konuşlandırdığını yazdı.

Analizde Ankara'nın 2023 sonundan itibaren Libya Ulusal Ordusu ile ilişkilerini de geliştirdiği, 2024'te Bingazi'deki konsolosluğunu yeniden açtığı ve 2025'te Türk savaş gemilerinin aynı görev sırasında hem Trablus hem Bingazi limanlarını ziyaret ettiği hatırlatıldı. Jones, Libya Ulusal Ordusu'nun, Trablus hükümetinin 2019'da imzaladığı deniz yetki alanları mutabakat muhtırasını onaylamayı değerlendirdiğinin bildirildiğini, böyle bir adımın anlaşmanın siyasi meşruiyetini önemli ölçüde güçlendireceğini kaydetti. Yazara göre bu gelişmeler, Türkiye'nin "Libya'nın askeri ve siyasi geleceğini şekillendirebilecek bir güvenlik aracısı" olarak konumlandığına işaret ediyor.

Jones, Türkiye'nin Libya'ya ilgisinin ülkedeki iç çatışmanın yatıştırılmasının ötesine geçtiğini savundu. Yazıda Libya'nın Afrika'nın en büyük kanıtlanmış petrol ve doğal gaz rezervlerinden bazılarına sahip olduğu, deniz yetki alanları anlaşmasının Türk şirketlerine gelecekteki açık deniz enerji projelerinde öncelikli erişim sağladığı ve Ankara'ya Doğu Akdeniz'deki rakip iddialara karşı hukuki ve siyasi bir çerçeve sunduğu belirtildi.

Analize göre Libya'daki varlık, Türkiye'nin Afrika'nın stratejik deniz koridorlarında askeri ve ticari dayanak noktaları oluşturma stratejisinin parçası. Jones, Ankara'nın Libya, Somali ve Sudan'la ortaklıklara öncelik verdiğini, 2017'de açılan Mogadişu'daki TURKSOM üssünün Türkiye'nin yurt dışındaki en büyük askeri tesisi olduğunu hatırlattı.

Yazar, Türkiye'nin genişleyen rolünün bölgesel rakiplerine meydan okuduğunu ve ABD'nin çıkarları, Avrupa'nın enerji güvenliği ile Kuzey Afrika'nın istikrarı açısından önemli sonuçlar taşıdığını da kaydetti. Jones'a göre Ankara, uzun vadeli güvenlik ortağı konumuyla Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır'ın Libya'daki etkisini dengelemeyi amaçlıyor.

MİT Başkanı İbrahim Kalın ağustosta Ankara'da Libya Ulusal Birlik Hükümeti'nin savunma, güvenlik ve içişleri temsilcileriyle bir araya gelmişti. Libya'nın ham petrol üretimi ise 21 Haziran'da günlük 1 milyon 438 bin 560 varille 2013'ten bu yana en yüksek seviyesine çıkmıştı.