- Amwaj.media'nın 14 Ekim 2026 tarihli analizine göre Türkiye Arap Denizi'nde dört gemiye kadar çıkan bir deniz görev grubu bulunduruyor.
- Türkiye ile Somali'nin ortak operasyonu, korsanların kaçırdığı Lutuf gemisini 29 Ağustos 2026'da kurtardı.
- Analize göre Mekke Paktı ve Suudi öncülüğündeki Kızıldeniz koalisyonu Türkiye'ye daha etkin bir deniz rolü için zemin sunuyor.
Körfez merkezli Amwaj.media'da 14 Ekim 2026'da yayımlanan analize göre Türkiye'nin Arap Denizi'ndeki dört gemiye kadar çıkan deniz görev grubu, Somali korsanlarına karşı ağustostaki ortak operasyonla bölgede daha kalıcı bir güvenlik rolünün eşiğine geldi.
Analizi yazan Leonardo Mazzucco, Türkiye'nin Arap Denizi'ndeki ekonomik çıkarları büyürken temkinli deniz duruşunu koruduğunu, bu iki eğilim arasındaki dengenin deniz güvenliği bozuldukça zorlaştığını yazıyor. Yazının tamamı Amwaj.media'da yer alıyor.
Somali'de korsanlara karşı ortak operasyon
Analize göre Mogadişu'daki Türk birliklerine askeri yardım taşıyan Kamerun bayraklı Lutuf gemisi, ağustos ortasında Puntland açıklarında korsanların eline geçti. Türkiye ile Somali'nin on gün süren ortak operasyonu gemiyi 29 Ağustos 2026'da kurtardı. Amwaj'ın aktardığına göre korsanlar Aden Körfezi ve batı Hint Okyanusu'nda nisandan bu yana altı ticari gemiyi kaçırdı.
Türkiye bölgeye 2009'dan bu yana savaş gemisi gönderiyor. 2024'te imzalanan on yıllık Türkiye-Somali Savunma ve Ekonomik İş Birliği Çerçeve Anlaşması'yla Ankara, Somali deniz kuvvetlerini kurma, eğitme ve donatma taahhüdü verdi. Analize göre dört ila altı aylık dönüşümlerle görev yapan grubun ana işi, Somali açıklarındaki enerji arama çalışmalarını destekleyen Türk gemilerine eskortluk etmek.
Mekke Paktı ve Kızıldeniz koalisyonu yeni çerçeve sunuyor
Amwaj, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile kurduğu Mekke Anlaşması'nın ve Suudi Arabistan öncülüğündeki Kızıldeniz deniz savunma koalisyonunun daha etkin bir deniz rolüne zemin hazırlayabileceğini yazıyor. Üç ülke 5 Ekim 2026'da Mekke Paktı kapsamında Suudi Arabistan'a kuvvet konuşlandırma kararı almıştı. Türkiye'nin kurucuları arasında yer aldığı 14 ülkeli Çokuluslu Deniz Savunma İttifakı'nın ilk planlama toplantısı ağustosta yapılmıştı.
Katar Üniversitesi Körfez Araştırmaları Merkezi'nden Sinem Cengiz, Amwaj'a yaptığı değerlendirmede "Ankara ve Riyad, Kızıldeniz ile Aden Körfezi'nin güvenliğini ortak bölgesel sorumluluk olarak tanımlarsa bu, Mekke Paktı'na yeni bir boyut katar" dedi.
Türk donanması hangi kabiliyetleri sunuyor?
Analiz, Türkiye'nin katkısını üç başlıkta topluyor: bir insansız hava aracı gemisi, 17 fırkateyn ve yaklaşık 50 korvet ile karakol gemisinden oluşan NATO'nun en büyük donanmalarından biri; kıyı ve dar boğaz harekâtındaki deneyim; Pakistan ile 2018'den bu yana yılda iki kez düzenlenen Turgutreis tatbikatlarıyla oluşan iş birliği.
Yazara göre sınırlar da belirgin: daha geniş bir görev mevcut gruptan fazla gemi gerektiriyor, Türk ve Suudi kuvvetlerinin birlikte çalışma deneyimi sınırlı ve iki ülkenin ilk deniz iş birliği toplantısı Ocak 2026'da yapıldı. Wilson Center'dan Federico Donelli, iş birliğinin resmi bir ittifak yerine konuya özgü adımlarla gelişmesi gerektiğini söyledi.
Bölgedeki deniz güvenliği ticaret maliyetine de yansıyor: Suudi Arabistan'ın Yanbu limanından yüklenen tankerlerde savaş riski sigorta primi, Endeks24'ün 24 Eylül 2026'da aktardığı sektör verilerine göre gemi değerinin yüzde 1'inin altından yaklaşık yüzde 3'üne çıktı. ABD Başkanı Donald Trump da 13 Ekim 2026'da Husilere karşı Türkiye'den yardım isteyebileceğini söylemişti.




