Turan, Eskişehir Sanayi Odasınca (ESO) düzenlenen Eskişehir Sanayi Kongresi'nde yaptığı konuşmada, 2 yıl süren Kovid-19 pandemisi ve bununla bağlantılı şokların ardından yeni dünya düzeninde her bireyin, kurumun ve ülkenin kendi geleceğini tayin edecek projeler geliştirmek zorunda olduğunu kaydetti.

Uluslararası yayın yapan haftalık iş dünyası gazetesi The Economist'in mayıs ayındaki bir nüshasının kapağına dikkati çeken Turan, şöyle devam etti:

"Küresel sistemi ve tehditleri simgeleyen buğday başaklarında kuru kafa simgesiyle oluşan görsel, olağan dışı bir mayıs yaşadığımızın haberini veriyordu. Haberin içeriğiyse endişe vericiydi. Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan savaşın dünyada bir gıda krizini tetikleyebileceğini belirtiyordu. Rusya ve Ukrayna, dünya ticareti yapılan buğdayın yüzde 28'ini, arpanın yüzde 29'unu, mısırın yüzde 15'ini ve ayçiçeği yağının yüzde 75'ini sağlıyor. Yalnızca Ukrayna'nın gıda ihracatı 400 milyon insanı besleyecek kaloriyi sağlıyor. Savaş bu tedarikleri kesintiye uğrattı. Yılın başından bu yana yüzde 53 artan buğday fiyatları, mayıs sonlarında yüzde 6 daha arttı. İklim değişikliği de mola vermeden yaşamı tehdit etmeye devam etti. Henüz mayıs ayında Kuzey Yarımküre'nin yüksek nüfus yoğunluğunu barındıran ülkelerinden Hindistan ve Pakistan rekor yükseklikte sıcaklıklarla baş etmeye çalıştı. Hindistan'da toprak sıcaklığı 65 dereceye çıkmış. Gelişmekte olan ekonomiler hane halkı bütçelerinin yüzde 25'ini gıdaya ayırıyor. Sahra Altı Afrika'da ise bu oran yüzde 40'a yükseliyor. Öyle görülüyor ki eşitsizlikler ve temel ihtiyaçlara erişimi zorlaştıran krizler, dünyanın yoksul kesimleri üzerinde ağır bir etki yapacak."

Atılacak doğru adımlarla riskin halen önlenebilir ve yönetilebilir olduğunun unutulmaması gerektiğine dikkati çeken Turan, ekonomi, sanayi, ihracat, yeşil ve dijital dönüşümlere bakışın bu doğrultuda şekillenmesi gerektiğini anlattı.

- Yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm

Turan, politika adımlarının sanayide, tarımda ve bir bütün olarak ekonomide sürdürülebilir kalkınmanın ve büyümenin temel taşlarını döşeyebileceğini dile getirdi.İş dünyasının temsilcileri olarak kendilerinin de politika adımlarını cesaretlendirebilecek adımları atabilmeleri gerektiğine işaret eden Turan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Avrupa Birliği ve gelişmiş ülke ekonomileri 'ikiz dönüşüm' olarak tanımlanan yeşil dönüşüm ve dijital dönüşümü stratejilerinin odağına yerleştirmiş durumda. İkiz dönüşüm, entegre değer zincirlerinin sürdürülebilirliğini dijital teknolojiler ve sağlam bir veri çerçevesi aracılığıyla gerçekleştirmeyi tasarlıyor. Dijital teknolojileri en etkin şekilde kullanırken aynı zamanda bu teknolojilerin yerelde geliştirilmesini sağlamak dijital dönüşüm sürecinin başarısı açısından önemli. Dijital dönüşümü başarıyla gerçekleştirmiş şirketlerin 2023 yılı itibarıyla küresel gelirin yarısından fazlasına katkı sağlaması bekleniyor. Yeşil dönüşüm hedefleriyle oluşacak yapının getireceği fırsatlar yeni rekabet alanlarını barındırıyor. Çevresel faydaları yanında yeşil dönüşüm süreçleri yeni iş modellerini, yeni istihdam alanlarını beraberinde getiriyor. Yeşil ve dijital ekonomiye geçiş için insanın yetkinliklerinin gelişimini de önceliklendirmemiz gerekiyor. Tarım ve sanayi, ikiz dönüşümü temel alan bir sıçramanın kendilerini gösterdiği iki saha olarak öne çıkabilir."

Orhan Turan, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve gıda arzı güvenliğinin sadece üretim planlamalarını değil, ekonomi politikalarını ve ilgili diğer sektörlerin dinamiklerini de derinden etkilediğini ifade etti.

- "Gıda israfı, tarımsal üretimin üçte biri"

Her yıl dünyada 1,3 milyar ton, Türkiye'de ise 18 milyon ton gıdanın israf edildiğini vurgulayan Turan, şu ifadeleri kullandı:

"Küresel olarak yaptığımız gıda israfı, tarımsal üretimin üçte biri. Gıda fiyatlarının artışında üretim maliyetlerindeki artış kadar iklim değişikliği kaynaklı gelişmeler de etkili. Küresel olarak sınırlı kaynaklarımızı tarım ve gıda sektöründe israfı azaltacak ve verimliliği artıracak şekilde kullanmaya olan ihtiyacımız bugün her zamankinden daha fazla. Türkiye'nin gençlerinin tarımı ve teknoloji birleştirmesi lazım. Önümüzdeki süreçte öyle bir trend görünüyor. Tarımsal üretimde katma değeri artıracak ve kaynak verimliliğine hizmet edecek sürdürülebilir tarım uygulamalarının çoğalmasını önemli görüyoruz. İklim değişikliği riskleri altında gıda güvenliği ve güvenilirliği için bütüncül çerçeveyi değer zincirinin tüm aktörleri için tesis etmeliyiz. Yeşil dönüşüm, tarımın yanı sıra sanayiye de sürdürülebilir bir geleceğin yol haritasını çiziyor. Emisyonların azaltılması, düşük karbonlu ulaştırma, enerji dönüşümü, döngüsellik prensiplerinin içselleştirilmesi gibi çok geniş bir kapsamda sanayimizin dönüşümünü ele almalıyız."

Turan, sürdürülebilirlik ekseninde dönüşen yeni tedarik zincirlerinden Türkiye'deki şirketlerin daha çok pay almasını temin etmek ve yeşil finansman imkanlarına erişimi sağlayacak altyapıyı oluşturmak adına Türkiye'de "çevre, sosyal ve yönetişim" kriterlerinin içselleştirilmesi gerektiğini belirtti.

Ekonomik olarak gelişmiş, uluslararası alanda saygın, toplumsal olarak eşitlikçi ve adil, yeşil dönüşümü başarmış çevreci bir Türkiye hedeflediklerini anlatan Turan, "Bu çalışmayı gençler, farklı STK'lar, Anadolu'da iş insanları gibi toplum kesimleriyle paylaşmaya başladık. Önümüzdeki süreçte sendikalara da anlatacağız." diye konuştu.

ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş ise TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan'ı ve iş insanlarını Eskişehir Sanayi Kongresi'nde ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Konuşmaların ardından Eskişehir sanayisine katkıda bulunan iş insanlarına plaket verildi.