CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Belediye Başkanları Çalıştayı’na katıldı.

Burada konuşan Kılıçdaroğlu, Van için sınır ticaretinin önemine dikkat çekerek Kılıçdaroğlu, "Gelişmesi için elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz. Vanlı kardeşlerime sözümdür, iktidarımızda, Millet İttifakı’nın iktidarında, görecekler, Van’ın nasıl büyüdüğünü, geliştiğini; bölgenin nasıl kültür, sanayi, üretim, turizm merkezi olduğunu herkes görecek. Önce Vanlılar görecek, söz veriyorum." dedi.

 Kılıçdaroğlu, konuşmasında şunları kaydetti:

"Türkiye’nin en güzel kentlerinden birinde, Van’da buluştuk. Van’ın bizim açımızdan özelliği, bir belediye başkanımızın bile olmaması. Ama Van’ı gezerken, değerli arkadaşlarım da gözlemlerini aktardılar, büyük bir kabul var. Herkeste bir beklenti var. Dolayısıyla bu beklentiyi, kabulü büyütmemiz gerekiyor. Bunu birlikte, beraber yapacağız. Sorunlar var, sorunların tümünün farkındayız. Sorunları çözmek gibi bir hedefimiz var, bir idealimiz var. Akılcı politikalarla sorunları çözmek istiyoruz. Sorunları çözerken kimsenin kimliğine inancına, yaşam tarzına kilitlenmeden, insanı insan olarak gören ve insanı bir değer olarak kabul edip o çerçevede sorunların çözümüne kilitlenen bir hedefimiz var.

Van’dayız, 7 bin yıllık bir tarihin üzerindeyiz. 3 bin yıllık Van Kalesi hala ayakta, dipdiri duruyor. Az önce Van Kedisini gördük. Otlu peynirini, şelalelerini gördük. Görkemli bir tarih var. Olağanüstü güzel bir coğrafyası var. Dolasıyla çok saygın, zengin bir kültürü içeren ve o kültürü koruyan Vanlı kardeşlerimiz var. Van’ın 16. yüzyılda önemli bir yazarı var. Fekiye Teyran. Bu yazar Yaşar Kemal’in ‘Karıncanın Su İçtiği’ romanında da geçen bir yazarımız. Masalları ve destanları en güzel anlatan yazarlardan birisi. Vanlı pek çok sanatçı var. Erol Evgin, Funda Arar, Sinan Çetin, gazeteci Fatih Altaylı, Mahmut Turgut fotoğrafçı, Uğur Yücel, Ruhi Su, İlker Kaleli gibi değerli sanatçıları, yazarları, çizerleri, romancıları, öykücüleri bünyesinde tutan bir kent.

“Van’a kilitlenen bir siyasal anlayış yok”

Burası büyümeye hazır olan bir kent. Tek sorunu var. Van’a kilitlenen bir siyasal anlayış yok. Van biraz terk edilmiş, dışlanmış durumda; Van’ın sorunlarıyla ilgilenen bir siyasal anlayış yok. Ama Van’daki tabloyu ters yüz edip Van’ı büyütmek de bizim boynumuzun borcudur. Özellikle il başkanına söylüyorum.

Sınır ticareti burada çok önemli. Sınır ticaretinin gelişmesi için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Vanlı kardeşlerime sözümdür, iktidarımızda, Millet İttifakı’nın iktidarında, görecekler, Van’ın nasıl büyüdüğünü, geliştiğini; bölgenin nasıl kültür, sanayi, üretim, turizm merkezi olduğunu herkes görecek. Önce Vanlılar görecek. Vanlılara söz veriyoruz.

“Türkiye’nin kaderini değiştireceğiz”

Sayın Başkan konuşurken, ‘İnşallah kentimizin kaderini değiştirirsiniz’ dedi. Sayın Başkan, sadece Vanlıların kaderini değil, söz veriyorum Türkiye’nin kaderini değiştireceğiz. Herkesin huzur içinde yaşadığı bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Her grubun huzur içinde yaşadığı bir Türkiye inşa edeceğiz.

“Kayyum uygulamasına karşıyız”

Bölgede yerel yönetimlerle ilgili ciddi bir sorun var. Kayyum ataması var. Kayyum atamasından duyulan ciddi bir rahatsızlık var. Alanda da görüyoruz bunu. ‘Seçtiğimiz belediye başkanına görev yaptırmıyorlar’ deniyor. Vanlı kardeşlerime ve yine kayyum atanan bütün belediyelerin bulunduğu yerdeki vatandaşlarıma seslenmek isterim. Kayyum uygulamasına karşıyız. İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi’nde bunu gayet açık ve net ifade etmişiz. Aynen okuyayım: ‘Yeni bir merkez-yerel dengesi oluşturulacaktır’ diyor. Hedefimiz bu. ‘Yerel yönetimlerin gelirleri artırılacak’ deniyor. Evet, gelirleri artırılacak. Bu konudaki hedefimiz de çok belli. Belediye başkanı arkadaşlarıma da söyleyeyim, ilk yerel yönetimlere aktarılacak kaynak taşıt alım vergisi ve motorlu taşıtlar vergisi. Park sorununu siz çözeceksiniz, vergiyi onlar alıyorlar. O verginin size gelmesi lazım.

Kayyum uygulamalarına son verilip, seçimle gelen belediye başkanlarının ancak seçimle gidebilecekleri konusundaki taahhüdümüz var. Bunu kurultayımız kabul etti. İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi’nin dışında yine aynı şekilde, altı liderin bir araya gelerek oluşturduğu ve kamuoyuyla paylaştığı güçlendirilmiş parlamenter sistem metninde de kayyum uygulamasına son vereceğimizi, seçimle gelenin seçimle gideceğini, milletin iradesine saygı duymanın da demokrasinin gereği olduğu bir şekliyle ifade edildi.

“25 bin 519 evladımız kreşe gidiyor”

CHP’li belediyelerin olduğu yerlerde kreş sayımız 2019’da 162 iken bugün 316’ya çıkmış durumda. Yüzde 100’ün üzerinde kreş sayısında artış var ve arkası da gelecek. Kapasiteye baktığımız zaman 2019 yılında 12 bin 279 çocuğumuz kreşe giderken bugün CHP’li belediyelerin olduğu yerlerde 25 bin 519 evladımız kreşe gidiyor. Özellikle yoksul semtlerden başlayarak kreş açma konusunda belediye başkanlarımızın gösterdiği çaba geliri düşük olan ailelerin çocuklarının daha iyi bir ortada sosyalleşmelerini olanak sağlandı.

Baskılar, tehditler var. Soruşturmalar var. Belediye başkanlarımızın başarılarını kıskananlar var. Başarılarının önüne nasıl set çekebiliriz, arayışı var. Oysa akıllı bir yönetim, belediye başkanlarının başarılı olmasını ister. En azından sosyal patlamaların önüne belediye başkanları geçiyor, diye düşünür. Ama o kadar ciddi bir önyargıya sahipler ki CHP’li belediyeler nasıl başarısız olur, bunun arayışı içindeler. Polis baskınları, diğer baskınlar, ihbarlar, şikayetler, haksız eleştiriler… Bütün bunların hepsi yapılıyor. Buradan vatandaşlarıma açık ve net ifade etmek isterim: Bu engellemelerin hiçbirisi CHP’li belediyelerin hizmet vermesine asla ve asla engel olamayacaktır. Belediye Başkanlarımız, bütün engelleri aşarak halka hizmet verecektir. CHP’li belediyelerin olduğu yerde hiçbir çocuk yatağa aç girmez, girmeyecektir.

“Saraya baktığınızda hiç kimse aç değil”

Dün, ‘Vicdansızlık yapmayın, aç kalan falan yok’ demiş, Erdoğan. Hayatımda Türkiye gerçeklerinden bu kadar kopuk hiç kimseyi görmedim. Gerçi söylediği doğru, saraya baktığınızda hiç kimse aç değil, hepsinin keyfi iyi. Bir değil beş yerden maaş alıyorlar. Durumları da çok iyi. Ama sahaya inip vatandaşı görmüyorlar.

“Vanlılardan şunu bekliyorum, bize katılacaksınız”

Bugün sabahleyin Vanlı bir kardeşim medya aracılığıyla, ‘Kılıçdaroğlu acaba bizim eve gelebilir mi, uzun süredir elektriğimiz yok, borcumuzu ödeyemiyoruz.’ Gittim. Ziyaret ettim. Bu mahallede dediler, buna benzer çok ev var, yoksulluk diz boyu dediler. Eğer sosyal devlet, sosyal devletliğini yapmazsa, siyasi otorite sosyal devletin yapması gerekeni yaptırtmazsa; bana oy vermedi diye cezalandırırsa; Vanlılardan şunu bekliyorum, bize katılacaksınız. Bize destek vereceksiniz. Beraber olacağız, birlikte olacağız. O zaman göreceksiniz Van’ın nasıl Van olduğunu göreceksiniz. Sadece Vanlılar değil, İranlılar da görecek Van’ın nasıl değerli bir kent olduğunu. Türkiye de dünya da görecek.

“Türkiye gerçekliğinden ne kadar kopuk bir anlayışla Türkiye’nin yönetildiğini görüyoruz”

Açlığın ne olduğunu bilmiyorlar. Bizde bir söz vardır, ‘Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin’ derler. Asgari ücret 4253 TL, Türk-İş’in yayınladığı açlık sınırı 6017 TL. Açlık sınırını belirleyen ben değilim. Türk-İş belirliyor. Yeni de belirlemiyor. Yıllardır yapıyor. Açlık sınırının 6017 TL, asgari ücretin de 4253 TL olduğu bir ortamda, ‘Vicdansızlık etmeyin, Türkiye’de kimse aç değildir’ sözünün ne kadar havada kaldığı ve Türkiye gerçekliğinden ne kadar kopuk bir anlayışla Türkiye’nin yönetildiğini görüyoruz.

Belediye başkanı arkadaşlarımdan istedim. Kaç soruşturma geçirdi belediye başkanlarımız diye. Baktım. Çanakkale Merkez Belediyemiz, 2019’dan bu yana 78 kez denetlenmiş. Bursa Mudanya 35, İzmir Çeşme Belediyesi tam 42 kez. Yani belediye başkanını nefes alamaz hale getiriyorlar. Buna benzer Bolu’dan tutun, Antalya Kemer, İzmir Büyükşehir 14 kez denetlenmiş. Samsun Atakum 29 kez, Eskişehir Büyükşehir 26 kez denetlenmiş… Denetleniyor. Denetlemeyi yapanlara da CHP’li belediyelerden acaba bir açık bulabilir miyiz diye talimat verip müfettiş gönderenlere de şunu söylemek isterim; biz halka hesap vermeyi namuslu bir görev kabul eden bir anlayıştan geliyoruz. Belediye başkanlarımız attıkları her adımı bilirler. Her adımın sonuçlarını bilirler ve yaptıkları her harcamanın hesabını da belde halkına verirler. Çünkü bu onların namus görevidir. Yapıyorlar zaten.

“Biz savaş meydanlarında kurulan bir partiyiz”

Türkiye’de ciddi sorunların olduğunu biliyoruz, Türkiye’nin iyi yönetilmediğini de biliyoruz. Paramiliter güçlerle kendilerine yeni alanlar açtıklarının da farkındayız. SADAT ve benzeri kuruluşlar, onlardan birisi şöyle bir ifade kullanmış; ‘Biz bu vatanı Türkiye düşmanlarıyla iş birliği yapanlara sandıkta teslim etmeyiz. Yani demokrasiye inanmıyoruz, kimse sandıkta galip gelirse ben izin verirsem iktidar olabilir’ diyor. Senin boyunu, posunu görmek isterim ben, sen bu lafı ediyorsan arkanda birileri var ona güveniyorsan asla ve asla ona güvenmeyeceksin, güveneceğin birisi varsa onu da açık ve net söyleyeyim bu ülkede Kuvay-ı Milliyeciler vardır, bu ülke sahipsiz bir ülke değildir. Ne derlerse desinler. SADAT’ın önüne gittiğimde korkundan içeri kaçtılar. Bizi korkutacaklarını sanıyorlar, bizim adımız CHP, biz savaş meydanlarında kurulan bir partiyiz. Biz öyle avukat bürolarında kurulan bir parti değiliz. Bizi tanımıyorlar, korkutacaklarını sanıyorlar, sizin feriştahınız gelse bizi korkutamaz.

“Gönderen benim evladım oradan alan da benim evladım”

Dışarıya kaynak aktarıldığını da gayet iyi biliyoruz, Ensar’dır, TÜRGEV’dir…Bakın bizim belediye başkanlarımız kooperatifleri var, kadın kooperatifleri var, karma kooperatifleri var, üretim yapıyorlar, malları satın alıyorlar, satıyorlar veya yoksullara dağıtıyorlar. Her şey belgeli. Hiçbir belediye başkanımız bir vakıf kurdurayım şu çocuğuma bir da Amerika’da başka bir çocuğuma vakıf kurdurayım buradan paraları oraya transfer edelim. Gönderen benim evladım oradan alan da benim evladım. Bunu dile getirdiğimiz zaman da kıyameti koparıyorlar. Bu memleketi kimseye soydurtmayacağız. Makamı ve mevkiisi ne olursa olsun her karanlık odağın üzerine gitmek bizim görevimizdir. Bir devlet nasıl çalışır? Bir devlette karanlık odaklarla nasıl mücadele edilir, eğer bir iktidar karanlık odakları arkasına destek olarak alıyorsa ülkeyi sağlıklı yönetemez onun da çok iyi bilinmesi lazım. 

Vanlı kardeşlerim evet Türkiye güzel, evet Van da güzel, Van’da Vanlı kardeşlerim huzur içinde yaşamak istiyorsa bize katılın diyorum onlara. Bu bölgede huzur içinde yaşamak istiyorsanız bize katılın. Van’ın büyümesini, bölgenin yıldızı olmasını istiyorsanız bize katılın. Kayyum uygulamasına son verilmesini, seçimle gelenin seçimle gitmesini istiyorsanız, oyunuzun değeri olsun istiyorsanız o zaman bize katılacaksınız.

“Demirtaş’ın serbest bırakılmasını istiyorsanız bize katılacaksınız”

Van’ın görkemli tarihinin ve doğa güzelliklerinin sadece bölgede değil bütün Türkiye’de ve dünyada duyulmasını istiyorsanız bize katılacaksınız. Sınır ticaretinin gelişmesini, komşu ülkelerle ekonomik ve sosyal ilişkilerin gelişmesini istiyorsanız bize katılacaksınız. Düşüncesini ifade etti diye hapse atılan kişilerin ya da düşüncesinden ötürü hiç kimsenin hapse atılmasını istemiyorsanız, Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasını istiyorsanız, Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını istiyorsanız bize katılacaksınız.

Devleti soyan beşli çetelerden, uyuşturucu baronlarından şikâyet ediyorsanız bize katılacaksınız. Devletin ahlakla, adaletle, erdemle, bilgiyle, birikimle yönetilmesini istiyorsanız bize katılacaksınız. Hiçbir vatandaşın kimliğinden ötürü, inancından ötürü, yaşam tarzından ötürü suçlanmasını ya da ötekileştirilmesini istemiyorsanız bize katılacaksınız. Bu ülkeyi sevenler beraber olmak zorundadırlar, bu ülkenin çıkarını savunanlar beraber olmak zorundadırlar, bu ülke için çalışmak isteyenler beraber olmak zorundadırlar. Doğu, batı, güney, kuzey ayrımı yapmadan toplumun her kesiminin kucaklanmasını istiyorsanız yine bize katılacaksınız. Unutmayın biz CHP’yiz, halkın partisiyiz, sizin partiniziz, sizin için çalışıyoruz.

“O adresin adı CHP”

Her gittiğimiz yerde duyduğumuz bir sözcük var; adalet. Bu memlekette gerçekten adalet istiyorsanız, gerçekten de bir kişinin mağdur edilmemesini istiyorsanız, herkesin aşı, işi olsun istiyorsanız, evlatlarınıza haksızlık yapılmasın istiyorsanız, hiçbir çocuk yatağa aç girmesin bunu arzu ediyorsanız siz de iyi koşullarda hazırlanın, çocuklarınız iyi koşullarda okusun diyorsanız tek bir adresiniz var, açık ve net ifade ediyorum o adresin adı CHP’dir.

“128 milyar doların kimlere peşkeş çekildiğini göreceksiniz”

Buradan bütün Türkiye’ye sesleniyorum: CHP’nin neler yaptığını öğrenmek istiyorsanız, herhangi bir belediyemize, en küçüğünden büyükşehire kadar, göreceksiniz; oradaki değişimi göreceksiniz, oradaki güzelliği göreceksiniz, oradaki mutluluğu göreceksiniz. CHP’nin belediye başkanlarının görev yaptığı yerlerde halkın nefes aldığını göreceksiniz, huzur içinde olduğunu göreceksiniz.

Bütün engellemelere rağmen bütün bunların gerçekleştiğini göreceksiniz. Ya bir de CHP iktidar olursa o zaman göreceksiniz Türkiye’nin nasıl nefes aldığını, göreceksiniz Türkiye’nin nasıl büyüdüğünü, bölgesinden saygın bir hale geldiğini, o zaman göreceksiniz Tank palet fabrikasının Katar’dan nasıl alındığını, 128 milyar doların kimlere peşkeş çekildiğini göreceksiniz. Devletin nasıl saydam olduğunu her kuruş verginin nasıl millete verdiğini göreceksiniz. Arzu eden, kaygı duyan arkadaşlar, bunlar gerçekten bunlar olabilir mi diyen bir vatandaşım varsa beni de arayabilir, belediye başkanlarımızı da arayabilir, gelirler gösterirler yaptıkları çalışmaları anlatırlar. Değişimden yana, dönüşümden, kucaklaşmadan, barıştan yana güzel bir tabloyu yaratmış durumdayız. Bu tabloyu büyütmeye ihtiyacımız var. Vanlı kardeşlerime seslendim ama bu seslenme aslında bütün Türkiye’ye, bütün vatandaşlara.

“Vatandaşlar nefes alamıyor”

Biz beraber olmak zorundayız. Birlikte olmak zorundayız. Kavgadan uzak durmak zorundayız. Beraber, birlik olursak hızla büyüyebileceğimizi göreceksiniz. Türkiye zengin bir ülke. Saman ithal eden bir Türkiye istemiyoruz biz. Şeker, buğday ithal eden bir Türkiye istemiyoruz biz. Yozgat’ın kokulu mercimeği varken dışardan mercimek ithal etmek istemiyoruz biz. Van’ın ovaları, yayları varken dışarıdan canlı hayvan ithal edilmesini, et ithal edilmesini istemiyoruz biz. Bizim halkımız, insanımız üretecek. İnsanımız zenginleşecek. Bunu istiyoruz.

İstediğimiz şeyler bizim kişisel arzumuz değil. Toplum için, halkımız için istiyoruz. Hangi görüşten, hangi partiden olursa olsun herkes için istiyoruz. O açıdan bütün vatandaşlarıma tekrar seslenmek isterim. Evet, bir sorun var Türkiye’de. Evet vatandaşlar nefes alamıyor. Evet evlerde huzursuzluk var, ciddi bir işsizlik var. Evet gençler geleceği yurt dışında aramaya başladılar. Evet bilim insanları yurt dışına gitmeye başladı. Üniversiteler bilgi üretemez noktaya geldi. Bunların hepsinin farkındayız. Çiftçinin bir dilim ekmeğe muhtaç olduğu bir tablo karşımızda duruyor. Tarlaların ekilmediği bir Türkiye görüyoruz artık. Bir dönüşüme ihtiyacımız var. Bir değişime ihtiyacımız var. Bir ayağa kalkmaya ihtiyacımız var. Bir çalışmaya ve bir alın teri dökmeye ihtiyacımız var. Bunu yapacağız. Beraber yapacağız. Birlikte yapacağız."